Mirasın Reddi Nasıl Yapılır? Miras Yoluyla Borç Devrolur mu?

Bir yakınını kaybeden pek çok kişi, yas sürecinin daha ilk haftalarında icra dairesinden gelen bir tebligatla, bankadan gelen bir telefonla ya da kapıya bırakılan bir ödeme emriyle karşılaşıyor. Sorunun özü hep aynı: miras yoluyla borç devrolur mu, devroluyorsa mirasçı bu borçtan kendi malvarlığıyla mı sorumlu olur? Türk hukukunda cevap net bir “evet”tir; ancak kanun, mirasçıyı bu sonuca mahkûm etmez. Mirasın reddi (halk arasındaki adıyla reddi miras), borcu aktifinden fazla olan bir terekeden korunmanın en etkili yoludur. Bu rehberde borcun mirasçıya nasıl geçtiğini, hangi borçların geçmediğini, mirasın reddinin süresini, şartlarını, adım adım nasıl yapıldığını ve süre kaçırıldığında devreye giren hükmen ret yolunu ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Kısa cevap: Evet, miras bırakanın borçları külli halefiyet ilkesi gereği mirasçılara geçer ve mirasçılar bu borçlardan müteselsilen, kendi kişisel malvarlıklarıyla sorumlu olur. Bu sonuçtan kurtulmanın yolu, ölümü öğrendiğiniz tarihten itibaren 3 ay içinde miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine başvurup mirası kayıtsız şartsız reddetmektir.

Miras Yoluyla Borç Devrolur mu?

Türk Medeni Kanunu’nun benimsediği külli halefiyet ilkesi gereği miras, miras bırakanın ölümüyle birlikte bir bütün olarak, kendiliğinden mirasçılara geçer. Burada kritik nokta şudur: “bir bütün olarak” ifadesi yalnızca ev, arsa, araç, banka mevduatı gibi aktifleri değil; kredi borçlarını, kredi kartı bakiyelerini, senetleri, kefaletten doğan yükümlülükleri, vergi borçlarını ve icra takiplerini de kapsar. Yani mirasçı olmak, sadece mal varlığını değil borç varlığını da devralmak anlamına gelir.

Bu geçiş için mirasçının herhangi bir işlem yapmasına, mahkemeye başvurmasına ya da “kabul ediyorum” demesine gerek yoktur. Miras, ölüm anında kendiliğinden kazanılır. Mirasçı sessiz kalırsa, yani kanunun tanıdığı süre içinde mirası reddetmezse, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş sayılır. Uygulamada mirasçıları en çok zora sokan durum tam olarak budur: hiçbir şey yapmamak, aslında en riskli tercihtir.

Mirasçıların Sorumluluğu Ne Kadar Geniştir?

Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesine göre mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen sorumludur. Bu, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden talep edebilmesi demektir. Üç kardeşin mirasçı olduğu bir dosyada alacaklı, borcun üçte birini değil tamamını tek bir kardeşten isteyebilir; ödeyen kardeş, diğerlerine kendi payları oranında rücu eder.

Sorumluluk terekeden çıkan malla da sınırlı değildir. Mirasçı, miras yoluyla kendisine 100.000 TL değerinde bir taşınmaz geçtiği için sadece 100.000 TL’ye kadar sorumlu olmaz; tereke borcu bunun kat kat üstündeyse, mirasçının kendi maaşı, kendi evi, kendi aracı ve kendi banka hesabı da alacaklıların hedefi hâline gelir. Miras paylaşıldıktan sonra bile bu müteselsil sorumluluk paylaşmadan itibaren beş yıl daha devam eder.

Dikkat: Alacaklılar çoğu zaman doğrudan mirasçıya değil, “terekeye” takip başlatır ve mirasçıların isimleri takip dosyasına sonradan eklenir. Bu nedenle borcun varlığını, üç aylık ret süresi geçtikten sonra öğrenmek çok sık karşılaşılan bir senaryodur. Yakınınızın mali durumundan emin değilseniz, tebligat beklemeden araştırma yapın.

Hangi Borçlar Mirasçıya Geçer, Hangileri Geçmez?

Her yükümlülük mirasçıya geçmez. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ve borçlar, ölümle birlikte sona erer. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan ayrımı özetliyor.

Mirasçıya Geçen BorçlarMirasçıya Geçmeyen Yükümlülükler
İhtiyaç, taşıt ve konut kredileriHapis cezaları ve adli para cezaları (cezaların şahsiliği ilkesi)
Kredi kartı borçları ve KMH bakiyeleriTrafik cezası gibi idari para cezaları
Senet, çek ve bono borçlarıVergi cezaları (Vergi Usul Kanunu m. 372 uyarınca ölümle düşer)
Kefaletten doğan borçlarNafaka yükümlülüğü (birikmiş nafaka alacağı hariç)
Vergi asılları ve gecikme faizleriHizmet sözleşmesi gibi kişisel edim borçları
Kira, aidat ve fatura borçlarıÖlüm aylığı, dul-yetim aylığı, destekten yoksun kalma tazminatı gibi terekeye dahil olmayan haklar

Vergi borçları özel bir rejime tabidir. Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca mirasçılar, ölenin vergi borçlarından miras payları oranında sorumludur; burada müteselsil sorumluluk yoktur. Vergi cezaları ise ölümle düşer. Ayrıca dul ve yetim aylığı, ölüm sigortasından doğan ödemeler ve destekten yoksun kalma tazminatı terekeye dahil değildir; bu ödemeleri almanız mirası kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Buna karşılık miras bırakanın birikmiş emekli maaşını bankadan çekmek, tereke işlerine karışma sayılabildiği için ret hakkınızı tehlikeye atar.

Mirasın Reddi Nedir?

Mirasın reddi, yasal veya atanmış mirasçının kendisine kendiliğinden geçen mirası istemediğini hukuken açıklamasıdır. Kurum, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ile 618. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Reddeden mirasçı, hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir: terekedeki hiçbir değer üzerinde hak iddia edemez, buna karşılık hiçbir borçtan da sorumlu tutulmaz.

Ret beyanının en kritik özelliği kayıtsız ve şartsız olma zorunluluğudur. “Borçları istemiyorum ama tarlayı istiyorum” ya da “annemin payını reddediyorum, babamınkini kabul ediyorum” biçiminde kısmi veya şarta bağlı bir beyan geçersizdir. Miras bir bütündür; ya tamamı kabul edilir ya tamamı reddedilir.

Gerçek Ret ve Hükmen Ret Ayrımı

Kanun iki farklı ret yolu tanır ve bu ikisini karıştırmak, uygulamada en pahalıya mal olan hatadır:

  • Gerçek ret (TMK m. 605/1): Mirasçının süresi içinde sulh hukuk mahkemesine başvurup mirası reddettiğini beyan etmesidir. Süreye tabidir, beyan gerektirir, hasımsız bir çekişmesiz yargı işidir.
  • Hükmen ret (TMK m. 605/2): Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Burada mirasçının beyanına gerek yoktur; üç aylık süre de uygulanmaz.

Mirasın Reddi Süresi: 3 Ay Ne Zaman Başlar?

Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre miras, üç ay içinde reddedilebilir. Bu süre bir hak düşürücü süredir; durmaz, kesilmez ve kaçırıldığında ret hakkı kural olarak sona erer. Sürenin başlangıcı mirasçının sıfatına göre değişir:

  • Yasal mirasçılar için: Miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren başlar. Mirasçı, mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat ederse süre bu öğrenme tarihinden işler.
  • Atanmış mirasçılar için: Vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.
  • Ret süresi dolmadan ölen mirasçı bakımından: Ret hakkı kendi mirasçılarına geçer ve süre onlar için yeniden işlemeye başlar.

Önceki mirasçının reddi nedeniyle mirasçı hâline gelen kişiler için üç aylık süre, reddi öğrendikleri tarihten itibaren başlar. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkiminin süreyi uzatabileceği ya da yeni bir süre verebileceği de kanunda öngörülmüştür; ancak bu istisnai bir imkândır ve süreyi kaçırmayı göze almanın gerekçesi olamaz.

Mirasın Reddi Nasıl Yapılır? Adım Adım Süreç

  1. Terekeyi araştırın. Karar vermeden önce miras bırakanın aktif ve pasifini öğrenin. Findeks ve kredi kayıt sorgusu, e-Devlet üzerinden tapu ve araç kaydı, UYAP’tan icra dosyası sorgusu, vergi dairesi ve banka bilgileri bu aşamada işinize yarar. Gerekirse sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespiti talep edilebilir.
  2. Mirasçılık belgesi alın. Veraset ilamı olarak da bilinen bu belge noterden veya sulh hukuk mahkemesinden temin edilir. Zorunlu olmamakla birlikte, mirasçılık sıfatını ve mirasçıların çevresini göstermesi bakımından dosyaya eklenmesi süreci hızlandırır.
  3. Yetkili mahkemeyi belirleyin. Başvuru, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçının kendi ikametgâhı yetkiyi değiştirmez. Farklı şehirdeyseniz bulunduğunuz yer sulh hukuk mahkemesi aracılığıyla talimat yoluyla da beyanda bulunabilirsiniz.
  4. Ret dilekçesini hazırlayın. Dilekçede miras bırakanın kimlik ve ölüm bilgileri, mirasçının kimlik bilgileri ve yakınlık derecesi, ölümün öğrenildiği tarih ve mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğine dair açık irade beyanı yer almalıdır. Beyan sözlü olarak da yapılabilir; hâkim beyanı tutanağa geçirir.
  5. Harç ve masrafları yatırın. Dosya, maktu harca tabidir. Harç ve gider avansı tutarları her yıl güncellendiği için başvuru sırasında mahkeme veznesinden güncel tarifeyi teyit edin.
  6. Kararı ve ret belgesini alın. Mahkeme, beyanı tutanağa geçirerek özel kütüğe kaydeder ve mirası reddedene talebi hâlinde ret beyanına ilişkin bir belge verir. Bu belgeyi saklayın; icra dosyalarına, bankalara ve vergi dairesine sunmanız gereken temel evrak budur.
  7. Sonraki sıradaki mirasçıları bilgilendirin. Siz reddettiğinizde miras kendiliğinden sizden sonraki mirasçılara, çoğu zaman kendi çocuklarınıza geçer. Onların da süresi içinde başvurmaması hâlinde borç bu kez onların üzerinde kalır.

Ret beyanı kural olarak geri alınamaz. Yalnızca hata, hile veya korkutma gibi irade sakatlığı iddiaları söz konusuysa iptali gündeme gelebilir. Bu nedenle beyandan önce terekenin gerçekten borca batık olduğundan emin olmak gerekir; ileride ortaya çıkan bir taşınmaz, geri dönülemez bir kayba dönüşebilir.

Üç Aylık Süre Kaçırıldıysa: Mirasın Hükmen Reddi

Süreyi kaçırmak, her şeyin bittiği anlamına gelmez. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, kanun mirasın reddedilmiş sayılacağı yönünde bir karine getirir. Buna hükmen ret denir ve üç aylık hak düşürücü süreye tabi değildir.

“Ödemeden aciz” hâli; miras bırakan hakkında aciz vesikası bulunması, hakkında sonuçsuz kalmış icra takipleri olması, haczedilecek malı bulunmaması ya da borçlarının malvarlığını açıkça aşması gibi olgularla ortaya konur. Uygulamada bu durum iki şekilde ileri sürülür:

  • Def’i olarak: Alacaklı size karşı icra takibi başlatmış ya da dava açmışsa, borçtan sorumlu olmadığınızı hükmen ret karinesine dayanarak savunmada ileri sürebilirsiniz.
  • Tespit davası olarak: Mirasçı, terekenin borca batık olduğunun tespiti için dava açabilir. Bu dava hasımsız açılamaz; alacaklılara husumet yöneltilerek görülür ve mahkeme terekenin aktif-pasif durumunu inceleyerek karar verir.

Hükmen retten yararlanabilmenin tek bir şartı vardır: mirası açıkça ya da örtülü olarak kabul etmemiş olmak. Bu noktada bir sonraki başlık hayati önem taşıyor.

Ret Hakkını Düşüren Davranışlar

Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesine göre; süre içinde reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Bundan daha tehlikelisi ise şudur: ret süresi dolmadan bile olsa, mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan, tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı ret hakkını kaybeder. Bu, “zımni kabul” olarak nitelendirilir ve hem gerçek reddi hem de hükmen ret savunmasını ortadan kaldırır.

Uygulamada ret hakkını düşürme riski taşıyan tipik davranışlar:

  • Miras bırakanın banka hesabındaki parayı çekmek veya birikmiş maaşını kullanmak
  • Terekeye ait aracı satmak, devretmek ya da kendi adına trafiğe kaydettirmek
  • Taşınmazı intikal ettirip kiraya vermek, kirasını tahsil etmek
  • Tereke alacaklarını mirasçı sıfatıyla tahsil etmek veya bu amaçla dava açmak
  • Tereke mallarını saklamak, taşımak ya da başkasına devretmek

Buna karşılık cenaze masraflarını karşılamak, evin güvenliğini sağlamak, bozulacak malları korumak gibi olağan koruma tedbirleri kabul anlamına gelmez. Ölçü şudur: terekeyi koruyan işlemler serbesttir, terekeden yararlanan işlemler risklidir.

Mirasın Reddinin Sonuçları

Ret geçerli biçimde gerçekleştiğinde mirasçı hiç mirasçı olmamış sayılır ve pay, aşağıdaki kurallara göre yer değiştirir:

  • Reddedenin payı altsoyuna geçer. Çocuklarınız da reddetmezse borç bu kez torun kuşağına iner. Bu nedenle aile içinde zincirleme ret yapılması, yani sıradaki tüm mirasçıların ayrı ayrı başvurması gerekir.
  • Altsoyun tamamı reddederse miras, sağ kalan eşe geçer. Eş de reddederse sıra ikinci zümreye (anne-baba ve kardeşler) gelir.
  • En yakın mirasçıların tamamı reddederse tereke, sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Borçlar tasfiye sonucu elde edilen değerden ödenir; artan bir değer kalırsa, reddetmemiş gibi hak sahiplerine dağıtılır.
  • Mirasçı, terekeden hiçbir talepte bulunamaz. Ret, sadece borçlardan değil aktiflerden de vazgeçmek demektir.

Reddettiğiniz hâlde sorumlu kalabileceğiniz durum:

Türk Medeni Kanunu’nun 618. maddesi uyarınca, ödemeden aciz bir terekeyi reddeden mirasçılar; miras bırakanın alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değerler ölçüsünde sorumlu olmaya devam eder. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile alışılmış nitelikteki çeyiz masrafları bu kapsamın dışındadır. İyiniyetli mirasçılar ise ancak geri verme anındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumludur. Kısacası, ölümden kısa süre önce yapılan devir ve bağışlar reddi anlamsızlaştırabilir.

Mirasçının Kendi Alacaklıları Ne Yapabilir?

Malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı, kendi alacaklılarına zarar vermek amacıyla kârlı bir mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilir. Bu hüküm, borçlu mirasçının mirası bilinçli olarak elden çıkarmasını engellemeye yöneliktir ve borca batık terekelerde pratikte gündeme gelmez.

Redde Alternatif: Resmî Defter Tutulması

Terekenin borca batık olup olmadığından emin değilseniz, doğrudan reddetmek yerine resmî defter tutulmasını talep edebilirsiniz. Mirası reddetmemiş her mirasçı, miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinden bu talepte bulunabilir.

Mahkeme, alacaklı ve borçluları ilanla davet ederek terekenin aktif ve pasifini içeren bir defter düzenler. Defter kesinleştiğinde mirasçı; mirası reddetme, resmî tasfiye isteme, deftere göre kabul etme veya kayıtsız şartsız kabul etme seçeneklerinden birini kullanır. Deftere göre kabul hâlinde mirasçı yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur; deftere yazılmayan, sonradan ortaya çıkan borçlar ise onu bağlamaz. Bu yol, terekede hem ciddi bir mal varlığı hem de belirsiz borçlar bulunduğunda en dengeli çözümdür.

Bir diğer seçenek resmî tasfiyedir: Tereke, mirasçılar yerine resmî tasfiye memuru eliyle paraya çevrilir, borçlar ödenir ve artan değer mirasçılara verilir. Mirasçı bu yolda da kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulmaz.

Küçükler ve Kısıtlılar Adına Mirasın Reddi

Miras, ret hakkı kullanılmadığında sıradaki mirasçılara geçtiği için çoğu zaman reşit olmayan çocuklar da mirasçı konumuna gelir. Bu durumda ret beyanı, çocuk adına yasal temsilci tarafından yapılır. Vesayet altındaki kişiler bakımından mirasın reddi, vesayet makamının iznine tabi işlemler arasında sayılmıştır. Velayet altındaki küçükler yönünden ise uygulamada mahkemeden izin alınması, ileride doğabilecek geçersizlik tartışmalarını önlemek adına güvenli yoldur.

Ana-baba ile çocuk arasında menfaat çatışması bulunan hâllerde çocuğa kayyım atanması gündeme gelebilir. Aile içinde toplu başvuru yapılırken küçüklerin unutulması, sık rastlanan ve yıllar sonra icra takibiyle geri dönen bir hatadır.

Sık Sorulan Sorular

Mirası reddedersem babamın kredi borcundan sorumlu olur muyum?

Hayır. Süresi içinde ve usulüne uygun yapılan ret sonrasında miras bırakanın kredi, kredi kartı ve senet borçlarından sorumluluğunuz kalmaz. Ancak sizden sonraki mirasçılar reddetmezse borç onların üzerinde kalır.

Mirası reddedersem babamın maaşından bağlanan yetim aylığını kaybeder miyim?

Hayır. Ölüm aylığı, dul ve yetim aylığı ile destekten yoksun kalma tazminatı terekeye dahil olmayan, sosyal güvenlik mevzuatından doğan kişisel haklardır. Bunları almak mirası kabul ettiğiniz anlamına gelmediği gibi, ret bu hakları ortadan kaldırmaz.

Mirasın reddi için avukat zorunlu mu?

Zorunlu değildir; mirasçı beyanını bizzat yapabilir. Ancak terekede taşınmaz bulunması, hükmen ret davası açılması veya alacaklılarla ihtilaf yaşanması hâlinde profesyonel destek almak faydalı olur.

Noterden reddi miras yapılabilir mi?

Ret beyanının sonuç doğurması için sulh hukuk mahkemesine ulaşması gerekir. Noterde düzenlenen bir beyanın da mahkemeye sunulması gerektiğinden, doğrudan mahkemeye başvurmak en güvenli yoldur.

Mirası bir mirasçı reddederse diğerleri de otomatik olarak reddetmiş sayılır mı?

Hayır. Ret, kişiye özgü bir haktır ve her mirasçı kendi adına başvurmak zorundadır. Bir kardeşin reddi, diğer kardeşleri kapsamaz.

Miras bırakanın borcu olduğunu 3 ay geçtikten sonra öğrendim, ne yapmalıyım?

Tereke ölüm tarihi itibarıyla borca batıksa hükmen ret hükümlerinden yararlanabilirsiniz. Bu yol süreye tabi değildir; ancak tereke işlerine karışmamış olmanız şarttır.

Reddi miras yapan kişi cenaze masraflarını ödeyebilir mi?

Evet. Cenaze giderlerinin karşılanması, terekeden yararlanma değil olağan bir insani ve koruyucu davranış kabul edilir; tek başına mirası kabul anlamına gelmez.

Miras bırakanın kefil olduğu krediden sorumlu olur muyum?

Kefalet borcu terekeye dahildir ve mirası kabul eden mirasçılara geçer. Kefaletin risk yarattığı durumlarda tereke araştırmasında bankalardan kefalet kayıtlarının da sorgulanması önemlidir.

Mirasçıya İcra Takibi Başlatıldıysa Ne Yapmalı?

Miras bırakanın alacaklıları, mirasçıları takip alacaklısı sıfatıyla doğrudan hedef alabilir. Elinize bir ödeme emri ulaştığında yapılması gerekenler şunlardır:

  • Süreye dikkat edin. İlamsız takiplerde ödeme emrinin tebliğinden itibaren itiraz süresi kısadır ve genellikle yedi gündür. Süreyi kaçırmak takibin kesinleşmesine, haciz ve maaş kesintisine yol açar.
  • Mirası reddettiyseniz belgeyi sunun. Ret kararını icra dosyasına ibraz ederek borçtan sorumlu olmadığınızı bildirin. Takibin durdurulması için ayrıca itiraz veya şikâyet yoluna başvurmak gerekebilir.
  • Süreyi kaçırdıysanız hükmen reddi ileri sürün. Ölüm anında terekenin borca batık olduğu savunmasını, açılacak menfi tespit veya hükmen retin tespiti davasıyla destekleyin.
  • Terekeye ait olmayan mallarınızı ayırın. Kendi adınıza kayıtlı ve mirasla ilgisi bulunmayan malların haczedilmesi hâlinde istihkak iddiasında bulunulabilir.

Takip dosyasında borcun kaynağını, doğum tarihini ve zamanaşımı durumunu incelemek de önemlidir. Miras bırakanın sağlığında zamanaşımına uğramış bir alacak, mirasçıya karşı da aynı savunmayla karşılanabilir.

Sonuç

Miras yoluyla borç kesinlikle devrolur; üstelik bu devir kendiliğinden gerçekleşir ve mirasçıyı kişisel malvarlığıyla müteselsil sorumluluk altına sokar. Bu ağır sonucu önlemenin yolu, mirasçının pasif kalmaması ve hızlı hareket etmesidir. Ölümü öğrendiğiniz andan itibaren işleyen üç aylık süre içinde terekeyi araştırmak, borç aktiften fazlaysa sulh hukuk mahkemesine başvurup mirası kayıtsız şartsız reddetmek, aynı zamanda sıradaki mirasçıları da bilgilendirerek zincirleme ret yapılmasını sağlamak gerekir.

Terekenin durumu belirsizse resmî defter tutulmasını istemek, süre kaçırılmışsa hükmen ret yoluna gitmek mümkündür. Her hâlükârda mirasçının en tehlikeli tercihi, borcun kendiliğinden çözüleceğini düşünerek beklemektir. Miras hukuku, harekete geçeni koruyan bir alandır.

Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Süreler, mahkeme masrafları ve yargı uygulamaları somut olayın koşullarına göre farklılık gösterebilir. Kendi durumunuz için mutlaka bir hukuk profesyoneline danışın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir